Eylül 07, 2010  

Eğitim Sen Raporu: Sorunlar kronikleşti, radikal adımlar atılmalı

SERCAN KAYA -ANF
13:00 / 08 Şubat 2010

ANKARA - Eğitim Sen’in raporuna göre, Türkiye’de eğitim sisteminde yaşanan sorunların ulaştığı boyut, nitelikli bir eğitimin gerçekleştirilmesi olanağının bir hayli uzağında duruyor. Eğitim Sen’e göre bu sorunların çözümü ancak, geniş toplumsal kesimler lehine radikal adımlar atılması ile mümkün.

Eğitim Sen, 2009-2010 eğitim öğretim yılının ikinci yarasının başlaması nedeniyle ‘Eğitim Sorunlarına Bakış’ başlıklı bir rapor yayınladı. Raporda, Türkiye’deki eğitim sisteminde kronikleşen sorunlarının bütün ağırlığıyla varlığını sürdürdüğü belirtilerken, eğitimde sınıfsal, etnik, dilsel, cinsel ve diğer her türlü ayrımcılık konusunda somut adımların atılmadığı kaydedildi.

AKP hükümetinin eğitim alanındaki icraatlarının, eğitim öğretim yılının ikinci yarısına aynen devrettiği belirtilen rapora göre, eğitime bütçeden ayrılan pay reel olarak azaldı. 2009 yılında bütçeden eğitime ayrılan pay 27 milyar 883 milyon TL iken bu rakam okul, derslik, öğretmen ve öğrenci sayısının artmasına rağmen 2010 yılında yüzde birlik artışla 28 milyar 237 milyon 412 bin TL oldu. Eğitim harcamalarının bütçe içerisindeki oranı yüzde 2.74’de kalırken, toplam savunma harcamalarının oranı yüzde 6’lık payla eğitim harcamalarının iki katından fazla gerçekleşti. 2010 yılı için yükseköğretime ayrılan pay ise rakamsal olarak, 9 milyar 355 milyon TL oldu.

CİNS AYRIMCILIĞI GİDERİLMEDİ

2009 rakamlarıyla ilköğretimde okullaşma oranı erkeklerde yüzde 96.99, kızlarda yüzde 95.97, ortaöğretimde ise erkeklerde yüzde 60.63, kızlarda yüzde 56.30 olarak gerçekleşti. İlköğretim zorunlu olmasına karşın ilköğretim çağ nüfusunun yaklaşık yüzde 5’i eğitim hakkından mahrum durumda. Yine ortaöğretim çağ nüfusunun yüzde 42’si ortaöğretime devam etmiyor ya da edemiyor. Raporda, kız öğrenci oranlarının erkek öğrencilere göre düşüklüğünün, eğitimde cins ayrımcılığının hala giderilememiş olduğunun ve kız çocuklarının okullaşmasının gönüllülük temelindeki kampanyalarla yürütülemeyeceğinin en bariz göstergesi olduğuna işaret ediliyor.

YÜZDE 80’İ KADIN

Rapora göre, Türkiye’de 4 milyon 930 bin 12 kişi halen okuma yazma bilmiyor. Bu sayı, okuma yazma öğrenecek yaştaki 6 yaş ve üstü nüfusun yüzde 7.68’ine denk geliyor. Okuma yazma bilmeyenlerin içinde kadınların oranı ise yüzde 79.98.

Yine okulların fiziksel koşulları bu yıl da iyileştirilmedi. Öğrenciler, büyük kentlerde 40-50 kişiye varan kalabalık sınıflarda, kırsal kesimde ise birleştirilmiş sınıflarda öğretim görmeye çalışıyor. İlköğretimde öğrencilerin 24 kişilik sınıflarda sağlıklı bir biçimde tekli eğitim görebilmeleri için gerekli olan derslik sayısı ise 125 bin 853.

KİTAPLAR BİLİMSEL DEĞİL

Ders kitaplarının içeriğinin bilimsellikten uzak ırkçı-gerici ve cinsiyetçi öğelerle dolu olduğu da belirtilen raporda, AİHM kararlarına rağmen zorunlu din dersi uygulamasında ısrar edildiğine, başta Aleviler olmak üzere başka inançtan olan ya da herhangi bir inanışı olmayan ailelerin çocuklarına yönelik ayrımcı uygulamaların sürdüğüne işaret edildi.

ANADİLDE EĞİTİM

Raporda, evrensel nitelikli temel bir insan hakkı olan anadilinde eğitim konusunda da herhangi bir adımın atılmadığı belirtilerek, Kürt açılımı, Alevi açılımı, Roman açılımı gibi girişimlerde bulunan bir iktidar döneminde bu uygulamaların devam ediyor olmasının söz konusu girişimlerin samimiyetsizliğini gösterdiğine dikkat çekildi.

Okullarda şiddetin önüne geçilmesi ve güvenliğin sağlanması amacıyla başlatılan ‘okul polisliği’ uygulamasına da yer verilen raporda, bu uygulamanın okulda şiddeti bir dizi ekonomik ve sosyo-kültürel önlemle üstüne gidilebilecek bir olgu görmekten çok salt asayiş sorunu olarak gören bir zihniyetin ürünü olduğuna vurgu yapıldı.

ÖĞRETMEN AÇIKLARI

Öğretmen açıklarının da geride kalan dönemde azalacağına arttığı ve ataması yapılmayan öğretmen sayısının 320 bini aştığı belirtilen raporda, OECD ülkeleri baz alındığında ilköğretimde 216 bine, ortaöğretimde 98 bine toplamda 314 bine yakın öğretmen açığı bulunduğu bilgisine yer verildi. Geçtiğimiz yıl hâlihazırda görevde olan 6 bin 122 sözleşmeli öğretmenin kadroya geçirildiği belirtilen raporda, bu durumda ataması yapılan 9 bin 820 öğretmenden sadece 3 bin700’ünün yeni öğretmen olarak göreve başladığı, kadroya geçen 6 bin 122 sözleşmeli öğretmenin yerine, Aralık ayı içinde yeniden sözleşmeli öğretmen alımının yapıldığı anımsatıldı.

Okullarda ciddi boyutlarda idari, teknik ve yardımcı personel eksikliğinin bulunduğu da belirtilen rapora göre, okul başına ilköğretimde 539 öğrenciye 1, ortaöğretimde ise 341 öğrenciye 1 hizmetli düşüyor. Yine eğitimde istihdam ilişkilerinde taşeronlaştırma uygulamaları had safhaya ulaştı. İdari, teknik ve yardımcı personelin ilköğretimde yüzde 23.68’i, ortaöğretimde yüzde 30.83’ü, yükseköğretimde yüzde 13.32’si taşeron olarak çalıştırılan kişilerden oluşuyor.

EĞİTİM EMEKÇİSİ YOKSULLAŞIYOR

Eğitim ve bilim emekçilerinin maaşlarının, enflasyon ve zamlar karşısında günden güne eridiği de ifade edilen raporda, bir öğretmen maaşının bin 496 TL, bir araştırma görevlisinin maaşının ise bin 739 TL olduğu belirtildi. Raporda, buna karşılık dört kişilik bir ailenin gıda kira, ulaşım, yakacak, elektrik, su, haberleşme, giyim, eğitim, sağlık, iletişim gibi temel ihtiyaçlarını karşılaması için yapması gereken zorunlu harcamanın Şubat 2010 itibariyle 2 bin 900 TL’ye yaklaştığına dikkat çekildi.

Raporda devlet yurtlarının oldukça yetersiz olduğu bilgisine de yer verildi. Raporda, devlet yurtlarının yetersizliği karşısında hızla artan özel yurtların sayısının ise 3 bin 500’e yaklaştığı belirtildi.

ANF NEWS AGENCY


© 2010 Ajansa Nûçeyan a Firatê