Eylül 07, 2010
İSTANBUL - Gösterilere katılan çocukların Avukatı Gülizar Tuncel, İstanbul Sarıgazi’de Jandarma Komutanlığı’nın eyleme katılmamış çocuklar hakkında uydurma tutanaklar hazırlaması sonucu onlarca çocuğun ağır cezalarla yargılandığını söyledi.
TMK kapsamında evlerinden yada okullarından alınarak mahkemelere çıkarılan küçük çocukların İstanbul’daki davalarına bakan avukatlardan Gülizar Tuncel, özellikle Kürtlerin yoğun yaşadığı semtlerde çocukların uydurma delillerle gözaltına alındığını ve mahkemelerin de bu delillere göre en ağır cezayı verdiğini belirtti.
SARIGAZİ KABUSU
Özellikle jandarma bölgesi olan Sarıgazi gibi semtlerde çocukların ağır psikolojik baskılarla gözaltına alındığını kaydeden Tuncel, bu ilçede görev yapan ve daha önce Kürdistan’da çalışmış bir komutanın yakını cezaevinde yada kırsalda bulunan ailelerin çocukları hakkında uydurma deliller hazırladığını söyledi.
Sözkonusu kişinin hazırladığı tutanaklarda hiçbir mantıklı delil bulunmamasına ve çocukların çoğu eylem ve gösteri dışında gözaltına alınmalarına rağmen, eylem hazırlığında olduklarına tutanak hazırlanarak çocukların hakim önüne çıkarıldığını dile getiren Tuncel, ‘’Ortada suç yok suçlu yaratılıyor, delil hazırlanıyor. Ama hakimlerin sadece bu tutanağa dayanarak dosyalar açıyor’’ dedi.
ATEŞ EDİLEREK GÖZALTINA ALINIYORLAR
Sarıgazi’de çocukların sivil kişiler tarafından ateş edilmek suretiyle gözaltına alındığını aktaran Tuncel, “Mesela eylem hazırlığı içinde oldukları yada eyleme gitmek üzere oldukları iddiasıyla alınıyorlar. Halbuki ya evden ya okuldan ya da sokaktan alınıyor. Sokakta oldukları sırada üzerlerine sivil giyimli kişiler ateş ederek gidiyor. Bu basına da yansıdı. Seçilerek çocuklar alınıyor ve hemen tutanaklar hazırlanarak, eylem hazırlığında oldukları iddia ediliyor. Aslında delil yok. Yani eylem hazırlığında olanların yanında mutlaka bir şeyler olur. Taş olur, sapan olur Molotof olur ama bunlar yok. Fakat savcı ve mahkeme hiçbir şekilde delil aramıyor zaten. Jandarmanın tutanağını yeterli buluyor” dedi.
Özellikle kamuoyuna otobüse molotof atılması üzerine Serap’ın hayatını kaybetmesinin ardından yargı organlarının adeta linç yönelimine girdiğinin altını çizen Tuncel, “Yargı organları şu yönelim içinde, özellikle Serap olayından sonra tutuklamaları yoğunlaştırdılar. Karşılarına getirilen tüm çocuklara, ‘Seraplar sizin yüzünüzden öldürüldü’ şeklinde suçlamada bulunuluyor. O olay yanlış ama onunla ilgili gözaltında olanlar var. Onun diğer davalarla bir bağlantısı yok. Benzeştirme olamaz. ‘Orada böyle bir şey oluyorsa biz de size bunu yaparız’ duygusuyla hareket ediyorlar. Burada da inanılmaz derecede hukuksuzluklar oluyor” diye konuştu.
YARGIÇ VE SAVCILAR AÇIKÇA SUÇ İŞLİYOR
Baro’nun avukat görevlendirmemesi nedeniyle çocukların büyük kısmının avukat olmadan ifadeye zorlandıklarını aktaran Tuncel şöyle konuştu: “Küçük çocuklar avukat olmadan ifade vermek zorunda kalıyorlar. Çocuk Koruma Kanununa göre avukatsız ifadeleri alınamaz. Savcı ve yargıçlar açıkça suç işliyor. Şifahi polis sorgularıyla haklarında davalar açılıp cezayla boğuşuyorlar. Bu çocuklar da bu sorgular sırasında her şeyi kabul edebiliyor. Bu şeklide yargıç önüne çıkarıldıklarında orada da avukat yok. Bizim girdiğimiz çok davada çocukların avukatlarının olmadığını gördük. Bu durum hem iç hukuk hem de uluslararası hukuka aykırı. Tüm anlaşmalara da aykırı şekilde ilerliyor. Son dönemdeki uygulama tümüyle hukuk dışı. Çocuklar inanılmaz derecede mağdur ediliyor. Hepsi de TEM’de tutuluyor. Oysa çocuk şubede tutulmaları gerekiyor. Çocuklar uzun süre TEM’de baskı ve yönlendirmelerle ifade vermeye zorlanıyor, daha sonra da usulen çocuk şubeye götürülüp oradan mahkemeye götürülüyor.”
ÇOCUKLAR İFTİRAYA ZORLANIYOR
Şahit olduğu bir davadan tutuklu çocuklardan ikisinin başka bir çocuk için iftiraya zorlandığını belirten avukat Tuncel, “Bu bilinçli bir şey. Daha sonraki işte, ‘çocukları parayla kandırıyorlar’ söylemine sığınacaklar. Ama bu garip duruma hakim ve savcılar da inanıyor. Ortada suç yok suçlu yaratılıyor, delil hazırlanıyor. Diyelim ki basit bir gösteriye katılmış bir çocuk. Şu anki uygulama itibariyle, bu çocuklar önce TMK çerçevesinden çıkarılmalı. Çocuklar terör örgütü suçlaması kapsamından çıkarılmalı. Örgüt üyesi olmasalar bile böyle muamele görüp böyle ceza alıyorlar. Hakim ve savcılar da biliyor bunların örgüt üyesi olmadığını, ancak yasa böyle ve bu şekilde onlara ceza veriliyor” dedi.
CEZAEVLERİNDE AYRIMCI UYGULAMA
Cezaevlerinde de çocukların zor koşullarda tutulduklarını, diğer tutukla, hükümlü çocuklardan tecrit edildiklerini ve bir kısmının da adliler arasına serpiştirildiğini sözlerine ekleyen Tuncel şöyle devam etti:
‘’Bu çocuklara hem idare hem de diğer tutuklu çocuklar tarafından, terörist, bölücü, devlet düşmanı muamelesi yapılıyor. Hem uzak duruyorlar, hem de ortak alanlara çıkarılmıyorlar mesela. Bu çocuklar ne kütüphaneye çıkarılıyor, ne sosyal başka bir alanları var. Daha rahat olmaları gerekirken, ortak sosyal alanlara çıkarılmıyorlar. Biz idareyle görüştüğümüzde, onların can güvenliklerini sağlayamayacaklarını ve bu nedenle çıkaramayacaklarını söylediler.Eğitim durumları aksıyor. Okulları tabiî ki dondurulmuş oluyor. Dönem kaybı yaşıyorlar. Okula geldiklerinde de sorunlar yaşıyorlar. İdare kabul etmiyor bir kısmını, yine öğretmen ve arkadaşlarıyla sorunlar yaşıyorlar. Okul değiştirmeleri söz konusu oluyor. Hijyen ve beslenme konuları Kürdistan cezaevlerine göre daha normal olabiliyor ama, sonuçta bu çocuklar gelişim çağında. İyi beslenmeleri gerekiyor. Psikolojik olarak çok ciddi bir etki altındalar. Gözaltına alınış biçimleri zaten travma nedeni. Çoğu yere yatırılıp silah doğrultularak, gözleri kapatılarak ve ateş edilerek gözaltına alınıyor. Biz ziyarete gittiğimizde çoğunun hala korku ve panik içinde olduğunu görüyoruz.’’
3 MADDENİN DEĞİŞMESİ ÖNEMLİ DEĞİL
Oluşan kamuoyu üzerine hükümetin TMK’nın 3 maddesini değiştirmeye çalıştığını ancak bu maddelerin değişmesiyle hiçbir düzelmenin olmayacağını, sadece 15-18 yaş arası çocukların da çocuk mahkemelerinde yargılanmalarının önünün açılacağını hatırlatan Tuncel, “TMK, TCK ve 2911’de çok ağır maddeler var. Tüm bunların düzeltilmesi gerekiyor. Çocuklarla ilgili şu anki düzenlemede, daha doğrusu uygulamada suç türüne göre yargılama yeri belirleniyor. Oysa çocuklar açısından suç türüne göre değil, failin türüne göre yargı yari belirlenmeli. Suç türü değil failin kendisi esas alınmalıdır. Suç türüne göre belirleme olamaz. Hem büyüklerle birlikte yargılanıyorlar, hem aynı cezayı alıyorlar. Gözaltından, yargılamaya, ceza verilmesinden infaz rejimine kadar bu çocuklar ayrımcı uygulamalara maruz kalıyor. BM Çocuk Hakları Sözleşmesine göre tutuklama en son uygulama yani tedbir olarak uygulanmalı. Ancak bizde bu tam tersine eşliyor. Bütün çocuklar toptan sevk ediliyor ve toptan tutuklanıyor.Böyle bir yargılama böyle bir adalet olamaz” dedi.
Tuncel ayrıca çocukların davalarıyla ilgilenen diğer avukatlarla birlikte İstanbul’daki TMK mağduru çocukların durumuna ilişkin kapsamlı bir çalışma içinde olduklarını söyledi.
ANF NEWS AGENCY
NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR